Tasarımder tam olarak ne?
Tasarımder; tasarım, yaratıcılık, teknoloji ve üretim ekseninde bir araya gelen insanların oluşturduğu bağımsız bir topluluktur. Tasarımder'i yalnızca tasarımcıların bir araya geldiği bir yapı olarak görmüyoruz; tasarım bakışına sahip, yaratıcı düşünen, teknolojiyle birlikte değişen üretim biçimlerini anlamak ve bu dönüşümün parçası olmak isteyen farklı disiplinlerden insanları aynı çevrede buluşturmak istiyoruz.
Yapay zekâ bu yapının önemli bir parçası olsa da Tasarımder'i bir yapay zekâ topluluğu veya eğitim platformu olarak konumlandırmıyoruz. Yapay zekâyı, içinde bulunduğumuz dönemi ve üretim biçimlerindeki değişimi anlamak için önemli bir araç ve katalizör olarak görüyoruz. Tasarımder'in temel amacı insanlara yalnızca bilgi aktarmak değil; insanların birbirleriyle tanışabildiği, fikirlerini paylaşabildiği, birlikte düşünebildiği ve zaman içerisinde birlikte işler ortaya çıkarabildiği canlı bir çevre oluşturmak.
Tasarımder neye inanıyor?
Yapay zekânın yaratıcılığı değersizleştirdiğine değil, aksine yaratıcılığı daha önemli hale getirdiğine inanıyoruz. Kodlama, görsel üretim, araştırma, proje yönetimi ve tasarımın belirli aşamaları giderek daha erişilebilir hale gelirken, yalnızca bir şeyi yapabilmek ile gerçekten iyi bir şey ortaya koyabilmek arasındaki farkın büyüdüğünü düşünüyoruz. Bu nedenle iyi fikirlerin, tasarım bakışının, estetik değerlendirmenin, problem görebilmenin ve doğru kararlar verebilmenin önümüzdeki dönemde çok daha değerli olacağına inanıyoruz.
Yapay zekâyı insanların yerine geçecek bir sistemden çok, insanların yapabileceklerinin kapsamını genişleten bir araç olarak görüyoruz. İnsanların bu dönüşüm karşısında yalnızca mevcut mesleklerini nasıl koruyabileceklerini düşünmelerini değil, yeni imkânlarla artık neler yapabileceklerini keşfetmelerini istiyoruz. Tasarımder'in bu noktadaki rolünü de belirli araçların nasıl kullanılacağını öğretmekten ziyade, insanlara bu araçlarla nelerin mümkün olduğunu göstermek, yeni düşünme ve üretme biçimleriyle karşılaştırmak ve kendi yollarını bulabilecekleri bir ortam oluşturmak olarak görüyoruz.
Aynı zamanda gelişimin yalnızca bilgi tüketerek gerçekleşmediğine inanıyoruz. Doğru insanlarla tanışmanın, farklı disiplinlerle karşılaşmanın, fikirleri tartışmanın, deneyim paylaşmanın ve birlikte bir şeyler denemenin insanı geliştiren en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Tasarımder'de bilgi kadar insan ilişkilerini, merakı, paylaşımı ve birlikte üretme kültürünü önemsiyoruz.
Tasarımder kimin için?
Tasarımder'i belirli meslek unvanlarıyla sınırlamak istemiyoruz. Tasarımcılar, geliştiriciler, ürün yöneticileri, girişimciler, öğrenciler, sanatçılar, yaratıcı teknoloji alanında çalışanlar veya tamamen farklı disiplinlerden insanlar bu yapının parçası olabilir. Bizim için belirleyici olan kişinin unvanından çok dünyaya ve üretmeye nasıl yaklaştığıdır.
Tasarımder; merak eden, yaratıcı düşünmeye açık olan, kendi alanının dışındaki dünyayla ilgilenen, teknolojiyle yaşanan değişimi anlamaya çalışan ve öğrendiklerini bir şeyler yapmak için kullanmak isteyen insanlar için var. Tasarım bakışını da yalnızca profesyonel tasarımcılara ait bir özellik olarak görmüyoruz. Yaptığı işin niteliğini önemseyen, iyi ile vasat arasındaki farkı görebilen, deneyime, estetiğe, detaya ve insan ihtiyaçlarına dikkat eden herkes bu bakışın bir parçası olabilir.
Bu nedenle Tasarımder'in merkezinde tek bir meslek grubu yerine farklı yetkinliklere sahip insanların bir arada bulunması önemli. Bir tasarımcının geliştiriciyle, bir geliştiricinin girişimciyle, bir öğrencinin yıllardır sektörde çalışan biriyle veya tamamen farklı sektörlerdeki insanların birbirleriyle karşılaşabilmesini topluluğun en önemli değerlerinden biri olarak görüyoruz.
Tasarımder nasıl bir kültür oluşturmak istiyor?
Tasarımder'de insanların değerini unvanlarının, çalıştıkları şirketlerin, takipçi sayılarının veya sektörde geçirdikleri yılların belirlediği bir ortam istemiyoruz. Deneyimli insanların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği, yeni başlayan insanların soru sormaktan çekinmediği ve farklı seviyelerdeki insanların birbirlerinden öğrenebildiği açık ve sosyal bir kültür oluşturmak istiyoruz.
Topluluğun yalnızca kişisel fayda elde etmek amacıyla kullanılan bir networking alanına dönüşmesini de istemiyoruz. İnsanların burada iş ilişkileri kurabilmesini, birbirleriyle projeler geliştirebilmesini ve ortaya çıkan ilişkilerin ticari fırsatlara dönüşebilmesini değerli buluyoruz; ancak bütün ilişkilerin potansiyel müşteri, çalışan veya bağlantı olarak değerlendirildiği bir ortam yerine, önce gerçek insan ilişkilerinin kurulabildiği bir yapı hedefliyoruz. Arkadaşlıkların, fikir alışverişlerinin, projelerin ve iş birliklerinin aynı çevrede doğal biçimde ortaya çıkabilmesini istiyoruz.
Tasarımder'in açık ve erişilebilir olması da bu kültürün önemli bir parçası. İnsanların topluluğun imkânlarına ulaşabilmesi için maddi veya sosyal bariyerler oluşturmak istemiyoruz. Bunun karşılığında insanların yalnızca tüketen değil, merak eden, paylaşan, katılan ve imkân bulduğunda çevresine katkı sağlayan bireyler olmasını önemsiyoruz.
İnsanlar neden Tasarımder'in parçası olmalı?
Tasarımder'in insanlara tek bir sonuç vaat etmesini istemiyoruz. Birinin buraya gelme sebebi yeni insanlarla tanışmak olabilirken, başka biri yapay zekâ ile değişen üretim biçimlerini anlamak, başka biri kendi fikrini geliştirmek, başka biri birlikte çalışabileceği insanlar bulmak veya yalnızca kendisini besleyen yaratıcı ve sosyal bir çevrenin içerisinde bulunmak isteyebilir.
Bizim oluşturmak istediğimiz değer, bu ihtimallerin gerçekleşebileceği doğru ortamı yaratmak. İnsanların normal şartlarda karşılaşmayacakları kişilerle tanışabildiği, farklı sektörlerde neler olduğunu öğrenebildiği, yeni teknolojilerin oluşturduğu imkânları görebildiği, fikirlerini paylaşabildiği ve isterlerse bu ilişkileri gerçek projelere veya iş birliklerine dönüştürebildiği bir topluluk oluşturmak istiyoruz.
Tasarımder'e katılan birinin zaman içerisinde yalnızca daha fazla şey öğrenmiş olmasını değil, çevresinin ve kendi yapabileceklerine dair algısının genişlemiş olmasını önemsiyoruz. Burada kurduğu bir arkadaşlık, başladığı bir proje, öğrendiği yeni bir çalışma biçimi, tanıştığı bir ekip arkadaşı veya daha önce fark etmediği bir fırsat Tasarımder deneyiminin doğal bir sonucu olabilir. Tasarımder'in görevi bu sonuçları insanlara hazır olarak sunmak değil; bunların ortaya çıkabileceği insanları, fikirleri ve imkânları aynı ortamda buluşturmak.
Yapay zekâ Tasarımder için ne ifade ediyor?
Yapay zekâyı Tasarımder'in varlık sebebi olarak değil, içinde bulunduğumuz dönemi değiştiren en önemli gelişmelerden biri olarak görüyoruz. Üretmenin, öğrenmenin, araştırmanın, kodlamanın, tasarlamanın ve fikirleri hayata geçirmenin önündeki teknik engellerin hızla azalması insanların yapabileceklerinin kapsamını ciddi biçimde genişletiyor. Tasarımder olarak bu değişimi korkuyla izlemek veya yapay zekâyı yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olarak değerlendirmek yerine, insanların önünde açtığı yeni imkânları anlamayı ve bu imkânlarla neler yapılabileceğini keşfetmeyi önemsiyoruz.
Amacımız insanlara sürekli değişen yapay zekâ araçlarını öğretmek veya her yeni gelişmenin peşinden koşmak değil. İnsanların bu teknolojileri kendi düşünme ve üretme biçimlerinin doğal bir parçası haline getirebilmesini, kendi alanlarının dışına çıkabilmesini ve daha önce tek başına gerçekleştirmesi zor olan fikirleri hayata geçirebilmesini istiyoruz. Yapay zekâ değişebilir, bugün kullandığımız araçların büyük bölümü birkaç yıl sonra ortadan kalkabilir; ancak Tasarımder'in odağında her zaman teknolojiyi kullanarak kendi kapasitesini genişleten insan olacak.
Tasarımder için "tasarım" ne demek?
Tasarımı yalnızca görsel bir disiplin, meslek veya belirli araçlarla gerçekleştirilen bir çalışma biçimi olarak görmüyoruz. Bizim için tasarım; bir problemi fark etmek, neyin daha iyi olabileceğini görebilmek, farklı ihtimaller arasında bilinçli tercihler yapmak ve ortaya çıkan şeyi işlevsel, anlamlı ve nitelikli hale getirmekle ilgili daha geniş bir düşünme biçimi.
Bu nedenle "tasarım gözü" dediğimiz şeyin yalnızca profesyonel tasarımcılara ait olmadığına inanıyoruz. Bir ürünün nasıl çalışması gerektiğini düşünen geliştiricide, insanların ihtiyaçlarını doğru görebilen girişimcide veya kendi alanında daha iyi bir çözüm arayan herhangi bir insanda aynı bakış bulunabilir. Üretmenin teknik olarak kolaylaştığı bir dünyada neyin yapılmaya değer olduğunu görebilmenin, iyi ile vasatı ayırabilmenin ve ortaya çıkan şeyin niteliğini önemsemenin daha değerli hale geleceğini düşünüyoruz. Tasarımder isminde bulunan "tasarım"ı da bu geniş bakışın temsilcisi olarak görüyoruz.
Tasarımder neye dönüşmemeli?
Tasarımder'in zaman içerisinde yalnızca etkinlik düzenleyen, eğitim satan veya insanların profesyonel bağlantı kurmak için geldiği bir organizasyona dönüşmesini istemiyoruz. Etkinlikler, eğitim niteliğindeki içerikler, iş birlikleri ve profesyonel fırsatlar bu yapının içerisinde bulunabilir; ancak bunların hiçbiri Tasarımder'in kendisi haline gelmemeli. Topluluğun merkezinde her zaman insanlar arasındaki gerçek ilişkiler, merak, paylaşım ve birlikte bir şeyler yapabilme ihtimali bulunmalı.
Aynı şekilde Tasarımder'in yapay zekâ etrafındaki geçici heyecanın parçası olan bir teknoloji topluluğuna, yalnızca belirli meslek gruplarının birbirini onayladığı kapalı bir çevreye veya erişimin statü ve maddi imkânlarla belirlendiği elitist bir yapıya dönüşmesini istemiyoruz. Büyümek uğruna topluluğun karakterini kaybetmek, insanları yalnızca sayı olarak görmek veya Tasarımder markasını topluluğun kendisinden daha önemli hale getirmek istemiyoruz. Tasarımder'in değeri sahip olduğu görünürlükten değil, içerisinde kurulan ilişkilerden ve bu ilişkilerin ortaya çıkardığı şeylerden gelmeli.
Tasarımder'in topluluk prensipleri neler olmalı?
Tasarımder'de insanların topluluğa farklı şekillerde katkıda bulunabileceğine inanıyoruz. Herkes proje başlatmak, sahneye çıkmak veya sürekli aktif olmak zorunda değil; ancak topluluğun genel kültürünün yalnızca tüketmek yerine merak etmeyi, paylaşmayı ve gerektiğinde katkı vermeyi teşvik etmesini istiyoruz. Bilgi paylaşmak, birine geri bildirim vermek, insanları tanıştırmak, deneyimini aktarmak veya başka birinin fikrine destek olmak da topluluğa katkının bir parçası.
İnsanlar arasındaki ilişkinin hiyerarşiden mümkün olduğunca uzak olmasını önemsiyoruz. Deneyim değerlidir ancak kimseyi diğerlerinden daha önemli hale getirmemelidir. Tasarımder içerisinde insanların yaptıkları işlerin, fikirlerin ve deneyimlerin konuşulmasını; unvanların, şirket isimlerinin veya sosyal statünün ilişkileri belirleyen temel unsur olmamasını istiyoruz. Açıklık ve erişilebilirlik prensibini korurken topluluğun kültürünü de korumamız gerektiğinin farkındayız; bu nedenle herkese açık olmak ile her davranışı kabul etmek arasında net bir ayrım bulunmalı.
Tasarımder'e ilk kez gelen biri ne yaşamalı?
Tasarımder'le ilk kez karşılaşan birinin kendisini yabancı hissetmediği, ancak aynı zamanda daha önce bulunduğu profesyonel etkinliklerden farklı bir ortamın içerisinde olduğunu hissettiği bir deneyim oluşturmak istiyoruz. İnsanların yalnızca arkadaşlarıyla gelip arkadaşlarıyla ayrıldığı veya etkinlik boyunca tanıdığı kişilerle konuştuğu bir yapı yerine, yeni insanlarla karşılaşmanın doğal olduğu bir ortam tasarlamak önemli.
Etkinliğin sonunda insanların yalnızca dinledikleri konuşmaları değil, tanıştıkları insanları ve yaptıkları sohbetleri de hatırlamasını istiyoruz. Birinin eve dönerken yeni bir fikir düşünmesi, daha önce bilmediği bir alanı merak etmeye başlaması, birkaç yeni insanla gerçekten iletişim kurmuş olması veya kendi yapabilecekleri konusunda yeni bir ihtimal görmesi bizim için başarılı bir deneyimin göstergesi olabilir. Tasarımder etkinlikleri izlenen programlardan çok, içerisinde bulunulan ve katkıda bulunulan ortamlar olmalı.
Tasarımder'de insanlar birbirleriyle nasıl tanışmalı?
İnsanların birbirleriyle tanışmasını tamamen tesadüfe bırakmak istemiyoruz; ancak bunu zorunlu networking aktivitelerine dönüştürmek de istemiyoruz. İnsanların isim, unvan ve şirket bilgilerini hızlıca değiş tokuş ettiği yüzeysel tanışmalar yerine, ortak meraklar, fikirler, yapılan işler ve gerçek sohbetler üzerinden ilişki kurabilecekleri ortamlar yaratmayı önemsiyoruz.
Tasarımder'in bu noktadaki rolü insanları birbirleriyle eşleştiren merkezi bir otorite olmak yerine, karşılaşmaları kolaylaştıran bir zemin oluşturmak olmalı. Etkinliklerin fiziksel düzeninden konuşulan konulara, küçük grup sohbetlerinden insanların üzerinde çalıştıkları şeyleri paylaşabilecekleri alanlara kadar farklı mekanizmalar kullanılabilir. Amaç mümkün olduğunca fazla insanla tanışmak değil; insanların normal şartlarda karşılaşmayacakları birkaç kişiyle anlamlı bir ilişki kurabilmesini sağlamak.
Etkinlikler nasıl olmalı?
Etkinlikleri Tasarımder'in toplulukla düzenli olarak buluştuğu ana temas noktalarından biri olarak görüyoruz ancak Tasarımder'i etkinliklerden ibaret bir yapı haline getirmek istemiyoruz. Bir veya iki ayda bir gerçekleştirilecek buluşmaların her seferinde aynı konuşmacı-sunum-networking formatını tekrar etmesi yerine, ele alınan konuya ve insanların ihtiyaçlarına göre farklı biçimlerde gerçekleşebilmesini istiyoruz.
Konuşmalar, tartışmalar, demolar, workshoplar, birlikte çalışma oturumları veya tamamen sosyal buluşmalar aynı sistemin farklı parçaları olabilir. Burada önemli olan formatın kendisinden çok insanların yalnızca izleyici olmadığı bir deneyim yaratmak. Etkinliklerin insanlara yeni düşünceler kazandırmasının yanında yeni insanlarla tanışmalarını, soru sormalarını, yaptıkları şeyleri göstermelerini ve gerektiğinde birlikte bir şeyler denemelerini kolaylaştırmasını istiyoruz. Her etkinliğin sonunda somut bir proje çıkması gerekmiyor; ancak her buluşmanın topluluğun ilişkilerini biraz daha güçlendirmesi gerekiyor.
Etkinliklerin dışında community nasıl yaşamalı?
Tasarımder'in iki ayda bir gerçekleşen etkinlikler arasında sessizleşen bir topluluk olmasını istemiyoruz. Etkinlikleri insanların bir araya geldiği güçlü anlar olarak görürken, asıl topluluk hissinin bu buluşmaların arasında devam eden ilişkilerle oluşacağına inanıyoruz. İnsanların etkinlikte tanıştıktan sonra konuşmaya devam edebilmesi, yaptıkları şeyleri paylaşabilmesi, yardım isteyebilmesi veya başka insanlarla yeni buluşmalar organize edebilmesi önemli.
Bu devamlılığın mutlaka sürekli içerik paylaşılması veya insanların her gün aktif tutulmaya çalışılması anlamına gelmesi gerekmiyor. Tasarımder'in insanların dikkatini sürekli isteyen başka bir dijital topluluğa dönüşmesini istemiyoruz. Bunun yerine ihtiyaç olduğunda erişilebilen, insanların kendi inisiyatifleriyle ilişki kurabildiği ve topluluk içerisinde ortaya çıkan fikirlerin etkinliklerden bağımsız olarak yaşayabildiği bir yapı hedefliyoruz.
İnsanlar birbirlerinin ne yaptığını ve ne yapmak istediğini nasıl bilmeli?
Bir topluluğun gerçek potansiyelinin yalnızca içerisindeki insanların yeteneklerinden değil, bu yeteneklerin birbirinden haberdar olmasından ortaya çıktığını düşünüyoruz. Tasarımder içerisinde birinin hangi alanda çalıştığını bilmek kadar neyi merak ettiğini, ne öğrenmek istediğini, hangi problem üzerine düşündüğünü veya nasıl bir şey yapmak istediğini bilmenin de önemli olduğunu düşünüyoruz.
Bu bilgiyi klasik özgeçmişler veya profesyonel profiller üzerinden göstermek yerine insanların mevcut ilgilerini ve niyetlerini görünür hale getirecek bir sistem oluşturmak istiyoruz. Bir insanın "bunu yapabiliyorum" demesinin yanında "şu konuyu araştırıyorum", "böyle bir fikir üzerinde düşünüyorum" veya "bunu birlikte deneyebileceğim insanlar arıyorum" diyebilmesi, topluluk içerisinde beklenmedik bağlantıların ortaya çıkmasını sağlayabilir. Böylece Tasarımder yalnızca birbirini tanıyan insanların bulunduğu bir çevre değil, birbirinin ne yapmak istediğini bilen insanların bulunduğu bir ağ haline gelebilir.
Tasarımder'den projeler ve işler nasıl çıkmalı?
Tasarımder'in doğrudan proje dağıtan, ekip kuran veya insanların ne üzerinde çalışacağını belirleyen merkezi bir yapı olmasını istemiyoruz. Bunun yerine insanların kendi fikirlerini ortaya koyabildiği, ilgilenen kişilerle karşılaşabildiği ve kendi inisiyatifleriyle harekete geçebildiği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz. Bir proje Tasarımder tarafından başlatılmak zorunda değil; Tasarımder'de yapılan bir sohbetten, etkinlikte karşılaşılan bir problemden veya iki insanın ortak merakından doğal biçimde doğabilir.
Topluluğun rolü bu süreçlerin önündeki sürtünmeyi azaltmak olmalı. Fikri olan insanın bunu paylaşabilmesi, ilgilenen kişilerin ona ulaşabilmesi, farklı yetkinliklerin birbirini bulabilmesi ve ortaya çıkan işlerin tekrar topluluk içerisinde gösterilebilmesi bu döngünün temelini oluşturabilir. Ortaya çıkan şey bir müşteri işi, deney, açık kaynak proje, ürün, girişim veya yalnızca birkaç günlük yaratıcı bir çalışma olabilir. Bizim için önemli olan Tasarımder'in projelerin sahibi olması değil; Tasarımder sayesinde birbirini bulan insanların kendi başlarına bir şeyler gerçekleştirebilmesi.
Tasarımder'in içinde ekonomik ilişkiler nasıl çalışmalı?
Tasarımder içerisinde kurulan ilişkilerin zamanla projelere, iş birliklerine, freelance çalışmalara, ekiplerin oluşmasına veya yeni girişimlere dönüşmesini topluluğun doğal ve değerli sonuçlarından biri olarak görüyoruz. İnsanların birbirleriyle iş yapmasını topluluğun ruhuna aykırı bir durum olarak değil, doğru insanlar arasında kurulan güvenin ve ilişkinin olası sonuçlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Ancak Tasarımder'in kendisini insanların arasındaki ticari ilişkinin merkezine yerleştirmesini istemiyoruz.
Topluluğun bir iş ilanı panosuna, freelancer pazar yerine veya sürekli müşteri aranan bir ortama dönüşmemesi önemli. Tasarımder insanların birbirlerini tanımasını ve birbirlerinin yetkinliklerini keşfetmesini kolaylaştırabilir; ancak kimin kiminle çalışacağına karar veren, projelerden pay alan veya topluluk içerisindeki ilişkileri kontrol eden bir yapı olmamalı. Ekonomik değer topluluğun içerisinde oluşabilir, fakat ilişkilerin başlangıç noktası yalnızca ekonomik çıkar olmamalı.
Üyelik ve erişim modeli nasıl olmalı?
Tasarımder'in mümkün olduğunca açık ve erişilebilir bir yapı olmasını istiyoruz. İnsanların topluluğa erişebilmesi için yüksek üyelik ücretleri, statü, çalıştıkları şirket, meslekleri veya mevcut çevreleri gibi bariyerler oluşturmak istemiyoruz. Gerçekten merak eden, katılmak isteyen ve topluluğun kültürüne uyum sağlayabilecek insanların Tasarımder'e ulaşabilmesi temel prensiplerimizden biri olmalı.
Bununla birlikte açık olmak, topluluğun hiçbir sınırının olmadığı anlamına gelmemeli. Tasarımder'in kültürünü korumak için insanların davranış biçimleri konusunda ortak beklentilere ihtiyaç duyabiliriz. Üyelik sisteminin teknik olarak nasıl çalışacağı zaman içerisinde değişebilir; ancak temel yaklaşımımız insanların erişimini zorlaştırmak değil, doğru kültürün sürdürülebilmesini sağlamak olmalı. Tasarımder'e ait olmanın yalnızca bir form doldurmak veya dijital bir kanala katılmakla değil, topluluğun içerisinde zaman geçirmek ve insanlarla gerçek ilişkiler kurmakla oluşacağına inanıyoruz.
İlk topluluk nasıl kurulmalı?
Tasarımder'in ilk döneminde topluluğun büyüklüğünden çok içerisinde bulunan insanların oluşturduğu kültürün önemli olduğunu düşünüyoruz. İlk gelen insanlar yalnızca ilk katılımcılar olmayacak; ileride topluluğa katılan insanların nasıl davranacağını, hangi konuların konuşulacağını ve Tasarımder'in nasıl bir yer olarak algılanacağını da doğrudan etkileyecekler. Bu nedenle başlangıçta mümkün olduğunca fazla kişiye ulaşmak yerine, Tasarımder'in yaklaşımını anlayan ve farklı yetkinlikleri temsil eden insanların bir araya gelmesini daha değerli görüyoruz.
Bu ilk çevrenin yalnızca tasarımcılardan veya mevcut arkadaş gruplarından oluşmasını istemiyoruz. Tasarım, teknoloji, ürün, girişimcilik ve farklı yaratıcı alanlardan insanların aynı ortamda bulunması, Tasarımder'in daha ilk günden multidisipliner karakter kazanmasını sağlayabilir. İlk topluluk zaman içerisinde oluşacak kültürün çekirdeği olacağı için sayıdan önce insanların birbirleriyle kurduğu ilişkinin niteliğine önem vermek istiyoruz.
Tasarımder hangi konular hakkında konuşmalı?
Tasarımder'in içerik alanını yalnızca tasarım veya yapay zekâ ile sınırlandırmak istemiyoruz. Tasarım, yaratıcılık, teknoloji, yapay zekâ, ürün geliştirme, yeni üretim biçimleri ve farklı sektörlerde yaşanan dönüşümler birbirinden bağımsız konular değil. Biz özellikle bu alanların birbirleriyle kesiştiği noktalarla ilgileniyoruz.
Konuştuğumuz konuların ortak noktası insanların dünyada yaşanan değişimi daha iyi anlamasına ve kendi yapabilecekleri hakkında yeni ihtimaller görmesine yardımcı olması olmalı. Bir teknolojiyi yalnızca yeni olduğu için, bir tasarım trendini yalnızca popüler olduğu için veya bir konuyu yalnızca etkileşim getirdiği için gündeme almak istemiyoruz. Tasarımder'in konuştuğu konuların arkasında gerçek bir merak, anlamaya değer bir değişim veya insanların düşünme ve üretme biçimlerine dokunan bir mesele bulunmasını önemsiyoruz.
İçerik sistemi nasıl çalışmalı?
Tasarımder'in yalnızca etkinlik düzenleyen değil, zaman içerisinde kendi düşüncelerini ve topluluğun içerisinden çıkan fikirleri paylaşabilen bir yapı olmasını istiyoruz. İçerik üretimini sürekli paylaşım yapmak veya sosyal medya algoritmalarını beslemek zorunda olduğumuz bir faaliyet olarak değil, Tasarımder'de konuşulan ve keşfedilen değerli şeyleri daha fazla insan için erişilebilir hale getirmenin bir yolu olarak görüyoruz.
İçerikler bazen bir etkinlikte yapılan konuşmadan, bazen topluluk içerisindeki bir projeden, bazen bir insanın deneyiminden, bazen de üzerinde düşünmeye değer gördüğümüz bir değişimden ortaya çıkabilir. Formatların zaman içerisinde değişebilmesi doğal; yazı, video, röportaj, kısa içerik veya araştırma kullanılabilir. Burada önemli olan her kanalı doldurmak değil, Tasarımder'in gerçekten söylemeye değer bir şeyi olduğunda bunu kendi bakış açısıyla paylaşabilmesi.
İlk 6–12 ayda neyi kanıtlamamız gerekiyor?
İlk dönemde amacımız mümkün olduğunca hızlı büyümek veya çok sayıda etkinlik gerçekleştirmek değil, Tasarımder hakkındaki temel varsayımlarımızın gerçek hayatta karşılık bulup bulmadığını görmek olmalı. İnsanların böyle bir topluluğa ihtiyaç duyup duymadığını, etkinliklerden sonra tekrar gelip gelmediğini, birbirleriyle gerçekten ilişki kurup kurmadığını ve farklı disiplinlerden insanların aynı ortamda anlamlı biçimde etkileşime geçip geçmediğini gözlemlemek istiyoruz.
Aynı zamanda Tasarımder'in yalnızca bizim sürekli yönlendirmemizle yaşayan bir yapı mı olduğunu, yoksa zaman içerisinde insanların kendi ilişkilerini, fikirlerini ve girişimlerini oluşturabildiği bir topluluğa dönüşüp dönüşemediğini anlamamız gerekiyor. İlk yılın başarısını yalnızca büyüklükle değil, topluluğun kendi içerisinde yaşamaya başlamasıyla değerlendirmek daha anlamlı. Tasarımder'in gerçekten ihtiyaç duyulan bir yapı olduğunu kanıtlayan şey takipçi sayısı değil, insanların geri dönmesi ve aralarında bir şeylerin gerçekleşmeye başlaması olmalı.
Aslında bu sürecin mottosu da tam olarak burada doğabilir gibi geliyor.
Başarıyı nasıl ölçeceğiz?
Tasarımder'in başarısını yalnızca sosyal medya takipçisi, etkinlik katılımcısı veya görüntülenme gibi kolay ölçülebilen sayılar üzerinden değerlendirmek istemiyoruz. Bunlar büyümeyi anlamak için yardımcı olabilir ancak topluluğun gerçekten değer üretip üretmediğini tek başlarına göstermezler. Bizim için daha önemli olan insanların Tasarımder ile kurduğu ilişkinin niteliği ve topluluk içerisinde zamanla ortaya çıkan sonuçlar.
Etkinliklere tekrar gelen insanların oranı, Tasarımder sayesinde tanışan kişiler, devam eden arkadaşlıklar, birlikte çalışmaya başlayan insanlar, ortaya çıkan projeler, topluluk içerisinden gelen katkılar ve insanların kendi inisiyatifleriyle başlattıkları şeyler daha anlamlı göstergeler olabilir. Her şeyi sayısallaştırmak mümkün olmayabilir; bu nedenle başarıyı hem ölçülebilir verilerle hem de topluluğun içerisinden çıkan gerçek hikâyelerle değerlendirmek istiyoruz.
Tasarımder nasıl büyümeli?
Tasarımder için büyümeyi yalnızca daha fazla insana ulaşmak olarak görmüyoruz. Topluluk büyüdükçe insanların birbirlerini tanımasının zorlaşması, ilişkilerin yüzeyselleşmesi ve başlangıçta oluşturmak istediğimiz kültürün kaybolması mümkün. Bu nedenle büyümenin hızından çok, topluluğun temel değerlerinin büyürken korunabilmesini önemsiyoruz.
Yeni şehirler, farklı disiplinler, daha büyük etkinlikler veya yeni oluşumlar zaman içerisinde Tasarımder'in parçası olabilir; ancak bunların yalnızca büyümüş görünmek için yapılmasını istemiyoruz. Bir sonraki adımın gerçek bir ihtiyaçtan veya topluluğun içerisinden gelen enerjiden doğması daha önemli. Tasarımder'in mümkün olduğunca merkezi kontrolle büyüyen bir organizasyon yerine, ortak değerlerini koruyarak farklı insanların katkısıyla gelişebilen bir yapı olmasını istiyoruz.
Tasarımder 3–5 yıl sonra ne olabilir?
Tasarımder'in uzun vadeli potansiyelini bugünkü etkinlik formatları veya mevcut kaynaklarımızla sınırlandırmak istemiyoruz. Başlangıçta belirli aralıklarla bir araya gelen bir topluluk zaman içerisinde farklı şehirlerde yaşayan, kendi projelerini ortaya çıkaran, bilgi ve deneyim paylaşan ve farklı disiplinlerden insanların birbirlerine ulaşabildiği daha geniş bir ağa dönüşebilir.
Bu yapının değeri yalnızca büyüklüğünden değil, içerisindeki insanların birbirleriyle neler yapabildiğinden gelmeli. Tasarımder'den yeni ürünler, girişimler, yaratıcı projeler, iş birlikleri, araştırmalar veya bugün öngöremediğimiz başka oluşumlar çıkabilir. Uzun vadede Tasarımder'i bütün bunları kendi adına yapan bir organizasyon olarak değil, bunların ortaya çıkmasını mümkün kılan güçlü bir insan ağı ve yaratıcı ekosistem olarak görmek istiyoruz.
Tasarımder dünyada neyi değiştirmek istiyor?
Tasarımder'in nihai etkisini yalnızca başarılı bir marka veya büyük bir topluluk oluşturmakla sınırlamak istemiyoruz. İnsanların teknoloji karşısında yalnızca değişime uyum sağlamaya çalışan kişiler değil, bu değişimin sunduğu imkânları kullanarak kendi fikirlerini gerçekleştirebilen insanlar olmasını istiyoruz. Yapay zekâ ile birlikte üretim araçlarının giderek erişilebilir hale geldiği bir dönemde, insanların yaratıcılıklarının değerini daha fazla fark etmelerini ve kendi yapabilecekleri konusunda daha geniş düşünmelerini önemsiyoruz.
Bunun Türkiye'deki yaratıcı üretim kültürüne de katkı sağlamasını istiyoruz. Farklı disiplinlerin birbirinden kopuk yaşadığı, insanların fikirlerini gerçekleştirmek için doğru kişilere ulaşmakta zorlandığı veya iyi fikirlerin yalnızca imkân eksikliği nedeniyle hayata geçmediği bir ortam yerine; insanların birbirini bulabildiği, bildiklerini paylaştığı, birlikte deneyebildiği ve kendi fırsatlarını yaratabildiği daha güçlü bir kültürün parçası olmak istiyoruz.
Tasarımder'in uzun vadede bırakmak istediği etki, insanların yalnızca daha fazla şey bilmesi değil; daha fazla şeyin mümkün olduğunu görmesi, bunu gerçekleştirebilecek insanlarla karşılaşması ve gerçekten harekete geçebilmesi.